Nisra Serbest Şehri
Nisra, kıyının nemi çekildikten sonra başlayan taşlık kuşakta, birkaç derin kuyu ve sıkı sulama hattı çevresinde büyümüş eski vaha şehridir. Yeşilliği uzaktan büyük görünür; surların dışına birkaç yüz adım atıldığında toprak yeniden kuru ve acımasızdır.
İnsan bahçe aileleri Nisra’da nüfusça baskındır, fakat şehrin varlığı hiçbir zaman yalnız onlara bağlı olmamıştır. Kuyu bakımcıları, mevsimlik hayvan sürüleriyle gelen topluluklar, çöl rotası kılavuzları ve bahçe işçileri birbirinin emeğine dayanır. Nisra’nın serbestliği, bu bağımlılığı kimsenin kalıcı mülküne çevirmeme iddiasından doğar.
Kuyu ortaklığı
Nisra’yı Kuyu Paydaşları yönetir. Her kuyu, mahalleler arasında paylaştırılmıştır; ancak suyun kaynağı bir kişinin ya da hanenin mülkü sayılamaz. Bahçe toprağı kiralanabilir, ürünün payı miras kalabilir, fakat kuyu satılamaz. Bu ilke, şehirde büyük hanelerin doğmasını engellemiş ama kurak yıllarda sert kotalar doğurmuştur.
Şehir kapıları sığınma arayanlara açıktır denir. Gerçekte kapı, kuyuların seviyesine göre açılır veya kapanır. Nisra’nın en büyük utancı, bollukta verdiği sözleri kuraklıkta tutamamasıdır.
Bahçeler ve dış dünya
Yedi Gölge Bahçesi, hurma, nar, ilaç kökü ve gölge veren ağaçların yetiştiği dar kuşaktır. Taş Sofra, mevsimlik yol topluluklarının şehirle su, hayvan geçişi ve ürün alışverişi pazarlığı yaptığı dış meydandır. Serin Evler, kuyu yazmanlarının, hekimlerin ve ortak depoların bulunduğu kalın duvarlı mahalledir.
Nisra, kıyı şehirlerinin deniz ticaretine bağımlıdır; buna rağmen Köle Körfezi mallarının doğrudan pazara girmesini sınırlamaya çalışır. Şehir halkı, Sâlvara’nın ömür ticaretini ve Umbraval’ın gölge sicilini uzak kıyının meselesi saymak ister. Kaçan insanların kuyu başına ulaşması, bu rahatlığı her seferinde bozar.
Eski sözler
Nisra’da şehir hafızası yazı kadar bahçe sırasıyla da tutulur. Bir kuyu açıldığında, onu açanların adı taşta değil ilk dikilen ağaçların yönünde saklanır. İnsan aileleri bu geleneği kendilerinin kurduğunu iddia edemez; şehirdeki en eski bahçe çizgileri, bugün adı bilinmeyen yol ve vaha topluluklarının bakımını taşır.
Bu nedenle Nisra, insan ağırlıklı bir şehir olsa da “insan yurdu” diye anılmayı sevmez. Onun için yurttaşlık, suyu korumak ve başkasının gömülme hakkını tanımaktır.
SS 83: kapanan bahçe
Bir kuyunun suyu tuzlanır ve Kuyu Paydaşları üç mahalleyi tahliye etmek ister. Aynı sırada, Sâlvara’dan kaçtığını söyleyen bir grup, yıllarının geri alınmasını değil yalnız vaha dışında ölmeyecekleri bir yer ister. Şehir, sınırlı suyu ve sınırsız görünen sığınma borcunu aynı anda tartmak zorundadır.